17/9/2009 ·

Perdemin boyu çok uzundu yerlerdeydi.Bende daha önce krizantemcede gördüğüm balon perde şekline getirmeye karar verdim.Aslında yapalı bayağı oluyor ama bir türlü sizlerle paylaşma fırsatım olmadı.Yapılışı oldukça basit şeffaf ekstrafor(tuhafiyelerde satılıyor)dikip büzdürüyorsunuz.Benim biraz zor oldu dikiş aşamam, elimde teğelliyerek diktim,dikiş makinem olmadığından(En kısa sürede almak istiyorum bir dikiş makinesi artık)çiçeklerime gelince evde tülün parçaları vardı saklıyordum bir gün bir işime yarar diye (yaradıda:) işime)Ayrıca bu çiçeklerin bir özelliği daha var.İçlerine rendeleğim sabun parçalarını koydum.Siz lavantada koyabilirsiniz.Çiçek gibi kokuyorlar .
Anlatayım kısaca ;Yapraklar için 5 adet kare şeklinde kumaş kesiyoruz.Ortası içinse yuvarlak bir parça.Kestiğimiz kareleri iki kez üçgen katlayıp,Alt kısmını teğelleyip büzdürüyoruz.Bütün parçalara aynı işlemi yapıyoruz.Ortası içinse rendelediğimiz sabun (evde hep biriktiririm kalan küçük sabunları)) ve pamuğu yuvarlak parçanın ortasına koyup dikiyoruz bütün parçaları birleştirip bir bağcığa ekletip perdemize tutturuyoruz.Bu kadar...daha sonra yapılışını fotoğraflayarak yeni bloğumda yayınlarım.Yeni bloğum dedimde artık hepinizi oraya bekliyorum davetlisiniz http://devinceden.blogspot.com/?zx=e3b80aa616c82042
Bende blogspotluyum yani...
8/9/2009 · Kategori: genel
Onların umuda ve morele ihtiyaçları var.Ufakta olsa birşeyler yapabilirsek ne mutlu bize.
Bizde yaşamımızda bir dolu dertle sıkıntıyla hayat mücadelesi veriyoruz ama onların verdiği mücadelenin yanında ne boyutta olabilir ki.Onlar yaşam savaşındalar
Blog arkadaşlarımızdan OKUYAMAZSIN(Gülen Tezer)'ın bloğunda karşılaştım kendisiyle (Emine Albayrak http://kumralada-ada.blogspot.com/) ve onun yüreğinden dökülen şu sözler:
Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji kliniğinde yatan ve tedavileri süren miniklerimiz için bayramın yaklaştığı şu günlerde sizde küçük bir sevinç yaşatmaya ne dersiniz..Şimdi sıra sizde...
Eğer sizde bir yardımım olsun derseniz Emine Albayrak bloğunda çocukları mutlu edecek ufak tefek ihtiyaçlarını yazmış.Ayrıca hastanenin adresinide .http://kumralada-ada.blogspot.com/

10 marifetten yola çıkarak bulduğum bir site.becerikli afacanlar öyle harika şeyler yapıyor ki.Çocuklarıyla evde birşeyler yapmak isteyenler için harika bir kaynak bence .Bir bakın isterseniz daha bir çok şey var. http://filthwizardry.blogspot.com
26/8/2009 ·

Taze Antep Fıstığına bayılıyorum.Çekirdek gibi elime aldığım anda bırakamıyorum.Bu sıralar Adana da taze Antep Fıstığı ve Taze Fındık satılıyor.Adanaya gelmeden önce bilmiyordum taze fıstığın nasıl birşey olduğunu.Zaten bazı bitki ağaç ve böcek türlerini burada keşvettim diyebilirim:)Yaş kabuğun altında sert olan kabuk var.Biz genelde kuruyemişçilerden kavrulmuş ve sert kabuklu şekliyle alıyoruz.Yaş kısmı şekildede görüleceği üzere eli biraz karartıyor.Ama bu tad için değer bence...
Bu arada içinde yağ fazlaymış
(gelsin kilolar)Bir çok faydasıda var tabi ki .
*100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35''ini karşılayabilmektedir.
Antepfıstığında kolestrol yoktur Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
* Antep fıstığı protein yönünden 2 kat,fosfor yönünden 4 kat sığır etinden daha üstündür
* Vitamin E,B ve C komplexince zengindir.
* Antepfıstığı şeker hastalığında kullanılabilir
18/8/2009 · Kategori: hobi
Oturma odamızdaki klima borusu beni çok rahatsız ediyordu.Okadar çirkin takmışlardı ki.Odanın kolonlarını boyadığım yeşille boyayarak ,bir parça olsun görüntüyü kurtardım.Daha öncede koridoruma,çizmiştim doğaçlama.Şimdilik böyle olsun bakalım sıkılınca değişecek nede olsa.Belki sizde hoşunuza gitmyen bir yeri benim gibi boyamak istersiniz.
14/8/2009 ·
Yıl 1999.Ben Düzcedeyim.Üniversiteyi orada okuyacağım.Ailemden uzakta ilk kez kendi ayaklarım üzerinde duracağım.Nasıl güzel geliyor herşey anlatamam.17 ağustosta şehrin depremden hasar görmüş olması bile beni endişelendirmiyor.Hayat devam ediyor tabiiki..
Her yerin hasarlı olmasından dolayı kalacak yer bulmak benim için en büyük sorun oysa ki ,Çünki yurt çıkmamış.
Benimle aynı sorunu yaşayan bir arkadaşla kayıt sırasında karşılaştım.Aslında onun kalacak yeri var ama yanına arkadaş arıyor.Burası bir köy olarak geçiyor ama villalar filan var.Bir tanıdığının çiflik eviydi.Bana telefonunu verdi kalacak yer bulamazsan beni ara diye.Bir yer bulamayınca onu aradım .Birlikte kalmaya karar verik.Öyle güzel gidiyorki herşey.Farklı kampüslerde olsakta çıkışta birlikte eve dönüyoruz.Onun arkadaşları var benimde.Bu arada Düzce zaman zaman sallanıyor .Korksakta ev iki katlı olduğu için çok endişelenmiyoruz.İnsanları görüyoruz hala evlerine çıkamayan. Kışın soğuğunda çadırlarda kalan.Bir süre sonra ev sahibimizin aile içi bazı sorunlarının bize yansımaya başlamasıyla evden ayrılmaya karar veriyoruz.Arkadaşımla(Elif) aynı sınıftan başka bir arkadaş(Esra) tek kalıyor ve ısrarla bizi yanına çağırıyordu.En sonunda yanına taşındık tabii.Kısa sürede kaynaştık.Herşey güzel gidiyor yine...
Bir gün Esranın kız kardeşi ailesiyle tartışıp yanımıza geldi.Öyle tatlı bir kız ki anlatamam.Bende hafta sonu için kız kardeşimi Düzceye çağırdım.Hep birlikte zaman geçireceğiz.Cuma gününden gelecek.
12 kasım 1999 kız kardeşim gelecek.Öyle güzel uyandım ki.Sınıftan bir arkadaşıma gittim ogün dersim yok.Akşam oda geziye gidecek.Benide davet etti ama ben planımı anlattım.
Sevinçliyim ama içimde garip bir sıkıntıda var.İki gün önce bir rüya görmüştüm ve hala onun stresi vardı üzerimde.Rüyamda Esranın ailesi geliyor ve kız kardeşini(Tubayı) götürmeye çalışıyorlar oda öyle bir ağlıyor ki.Sonra kendimi ve annemi gördüm.Garip bir yerdeyim.Depo gibi ve bir anda herşey üzerime yıkılıyor.Karanlık ve annemin çığlığı.Neden rüyadan etkilendim çünkü rüyamdan bir gün sonra arkadaşın ailesi geldi Rüyamda gördüğüm araba bile aynı.Tuba gitmedi tabi ama onlar İstanbula geri döndüler.Bu beni tedirgin etti.
Bizim kızlar Orman Mühendisliğindeydi ve çok ağır teknik çizimleri oluyordu.7de kardeşim inecekti.Onlar sabahtan başladığı ödeve devam ediyorlardı.Tuba ve ben sohbet ediyorduk.Çok sıkılmaya başladık.Çıkalım dedik az kaldı dediler.Kahve içmeye karar verdik.Ablası izin vermiyordu kahveye Reflüsü vardı Tubanın.Gizliden balkonda içtik.İçeri geçtik ben kitap aldım.Oda televizyona bakıyor.Kitap okurken üzerime balkondan birşeyin sürüldüğünü farkettim .Kardeşimin gelmesinede az kalmış değiştirdim.Tuba benim oturduğum yere geçmiş kitabıma bakıyor.Bende gittim oturdum.Ve o an müthiş bir gürültü.Sallanıyoruz.Yere attım kendimi.Yerde sehbada ders çalışan Arkadaşlarımın yanına.Bir elimle kafamı korurken diğeriyle Esraya sarıldım.Herşeyin düştüğünü gördüm.Kapılar,Çerçeveler.Elifin şarjda olan telefonunun çalmaya başlaması ve televizyonunda düşmesiyle herşey karardı.Toz ve kum tadı ve seler,bizim çığlıklarımız.Arkadaşım çalan telefonu o anda açtı.Tel çekiyor karşıdaki Ankarada ki abisi bizim bağırtımız enkaz , göçük,yardım,tel kapandı.Telefonun ışığıyla bir ışık daha farketti arkadaşım.Sallantı devam ediyor ve biz çöküyoruz.Bir açıklık arkadaşım çıktı.Beni gördüğünü ama üzerimde koltuk olduğunu söyledi.Diğer arkadaşa sarıldığım kolum sıkışmıştı.Arkadaşım koltuğu çekerek beni çıkardı.Diğer arkadaşım kız kardeşine sesleniyordu sıkışmıştı ve Tubadan ses gelmiyordu.Son olarak Esraya sarılırken Tubanın saçına dokunduğumu biliyorum.
Yedi katlı binanın biz üçüncü katındaydık.Bizden sonraki dört kat yana,alttaki üç katta aşağı çökmüş.En üste biz kalmışız ve kanepeler üzerimize devrilerek bizi korumuş.Tubanınsa üzerine kolon düşmüş.Esra bağırıyor kardeşi için endişeleniyor,ben endişeliyim kardeşim ve Tuba için.Otobüsten inmiş olması lazım.Heryer karanlık,insanlar donmuş,çığlıklar sesler ..
Ve sonrasındaki acılar,umursamazlıklar,benim özel bir defterimi bulan milletvekilinin dava açma ,bize destek olma talebi...Kimi kime şikayet edeceksek:/Aradan 10 yıl geçmiş kayıplar veren kayıplarıyla kalmış.
İki gün önce telefonla beni arayıp soluksuzca kaza sigortası anlatan sigortacı yaşadığım olayı bilemez tabi o işini yapıyor.Belkide deprem sonrası tek gelişme bazılarının bundan bir sektör oluşturması oldu.Aksi taktirde geçen gün haberlerde duyduğum japonya depreminde can ve mal kaybının olmaması bizim ülkemizdede olurdu.Etrafıma bakıyorum çarpık kentleşme son hızıyla devam ediyor.Parayı veren düdüğü çalıyor....Söylenecek okadar çok söz var ki aslında ...Ben insanlara güvenemiyorum artık çok fazla
3/8/2009 · Kategori: genel
Tatile gidip geleli bir hafta oluyor,ama ben rehaveti atamadım üzerimden bir türlü.Deniz ve kum gerçekten çok iyi geliyor.Gitmeden önce kendimi çok bunalmış hissediyordum.Bütün sıkıntılarımı sıcak kumlara gömdüm diyebilirim.(Dejarj)
TaTile gittiğimiz yer Mersin -Anamur arasında Susanoğlu(Atakent).Geçen yılda kız kardeşim eşim ve ben ordaydık.Memnun kalınca yine gidelim dedik.Ama bu yıl çok kalabalıktı.Özellikle hafta sonu günü birlikçilerin gelmesiyle fullendi.Geçen yıl kaldığımız pansiyonda yer bulamayınca (denize sıfırdı)başka bir pansiyon tuttuk.Siz siz olun kalacağınız yere ilk kez gidiyorsanız bir gün kaldıktan sonra kaç gün orda kalacağınıza karar verin .Pansiyon klimalıydı,temizdi,sıcak su vardı ama biraz gürültülüydü.Aslında herkesi almıyorlardı pansiyona, özellikle aileleri kabul ediyorlardı ama heryerin ahşap olması çok ses çıkarıyordu.
Denizi güzel olsada bir dahaki yıl başka bir yerlere gitmeyi düşünüyoruz. Adana'nın ilçelerinden Yumurtalık ve Karataştada denize giriliyor.Fakat Karataş çok kirli geldi bana.Bir gün gittik ve ben hasta olarak döndüm.Yumurtalık (küçük yumurtalık)güzel ufak şirin bir kasaba ama hafta sonu orasıda çekilmez oluyor.İnsanlar sahili kamp alanına çevirip mangal yakıyorlar.(Adana'nın insanı kebapsız mangalsız duramıyor
)
Adanaya ilk geldiğimde garipsediğim şeylerden biriydi,balkonlarda heryerde mangal yakan insanlar...Hatta eşime başka bir şehirde yerleşim yerinin içinde(piknik alanı dışında)mangal yakan görürsem bileceğim ki Adanalı demiştim:) Ama öyle ...Adanalı olan arkadaşlar kızmasın ama öyle ...
Tatili anlatıyordum nerelere geldim böyle...Şöyle söyleyeyim Atakent diğer adıyla Susanoğlu ailece tatil geçirmek isteyenler için uygun.Yazlıkçılar var genellikle ve denizi masmavi.Deniz ve kum olarak çok güzel.Akdenizin suyu tuzlu tabiki ama...Ayrıca birden derinleşmiyor.
Önceki pazar günü tatlı krizine girince ne yapsam ne yapsam diye düşünürken aklıma tiramisu geldi.Geçen yaz çok yapmıştım.Genelde hazır keklerle yaparken evde bulunan bisküviler de değerlensin diye bisküviyle yaptım.
Tiramisuyu yaparken annem aradı .Bir elimle karıştırırken bir elimle annemle konuştum(çokkkkkkk yetenekliyim,çokkkkkk)Annem Ankaraya geldiğinde neden bana tarifi vermedin bende yapardım deyince bloğa ekleyeyim ordan al dedim.Annem bilgisayarı pek bilmiyor.Şu kız bana göstermiyor ki dedi(şu kız ,kız kardeşim oluyor)Annem kızınca öyle söylüyor da.
Evlenmeden önce evde annemlere yeni tatlar denerdim.Annemin elinde sinir sıkışması olduğundan fazla zorlayamıyor.Ama oda farklı lezzetleri denemeyi seviyor.Bazen bende ondan tarifler alırım.Her duyduğu tarifi,kısa bilgiyi,önemli şeyleri yazar.Bir defteri var her ne bilgi ararsanız var...Annem seni çok öpüyorum.Cadı kardeşe söyleyeceğim tarifi sana göstersin ve bloğu açmayı.Tarif senin için...
1 paket finger bisküvi
bisküvileri ıslatmak için 1 su bardağı su,ve 2 tatlı kaşığı nescafe,az şeker
KREMASI İÇİN
1pakaet labne peyniri
3 yemek kaşığı un
3 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı nişasta
1lt süt
üzeri için kakao
bisküvileri hazırladığımız kahveli su karışımı ile ıslatıyoruz.
un şeker nişasta ve sütle muhallebiyi pişiriyoruz.Sonra labne peynirini ekliyoruz.
bisküvilerin üzerine kremayı yayıyoruz.Üzerine kakao serpip soğumaya bırakıyoruz.3-4 saat buzdolabında bekletip afiyetle yiyoruz.
Bu aralar neden yazamıyorum inanın buna bir anlam veremiyorum.İlkokul çocuklarının ödev yapmayıncaki bahaneleri gibi bir cevap vermem gerekirse SICAKLAR,HAVALAR(elektrik kesintisi filan değil ama:))aslında evde sürekli bir şeyler yapıyorum .Fotoğraflıyorum bloğa ekleyeyim diye...Bilgisayarı açıyorum şöyle bir bakayım kim ne yapmış diyorum.Takılıyorum saatlerce,zaman geç olmuş oluyor.Gözlerimin ağrıdığını hissediyorum,bilgisayara bakmaktan , yorum bırakamadan çıkıyorum öyleki bazen...Ama bilinki eninde sonunda geri döneceğim ve bir merhaba diyeceğim sizlere.Fotoğraf net olmasada tarife geçeyim ben.(Fotoğrafsız yemek yayınlamayı sevmiyorum.İstiyorumki bizzat denenmiş bir tarif olduğunu görün)


250 gr tavuk göğsü kıyması(ben robotla çektim)
2kaşık bezelye
1 havuç
kırmızı ve yeşil biber
1 yumurta sarısı
karabiber
mısır cipsi
(hazır garnütürde kullanabilirsiniz)
havuç ve bezelyeyi bir iki taşım kaynatalım biraz yumşasın.Bir kapta çekilmiş tavuk göğsünü,yumurta ve baharatlarla yoğuralım.Bibelerimizi,bezelyemizi ve havucumuzuda karıştırıp rulo yapalım.Etrafını ufalanmış cipslere bulayıp,yağlı kağıt serilmiş tepside 180°fırında yarım saat pişirelim.Ben yanına şehriyeli pirinç pilavıda yaptım.Çok hafif bir yemek yağ olmadığı için tavsiye ederim
4/7/2009 · Kategori: genel
Bilemiyorum sizde de varmıdır.Beğendiğiniz birşeyi aldığınızda mutlu olmak.Belki küçük birşey ama ben mesala bu peçeteliği aldığım için mutlu oldum.Bir süredir bir peçeteliğe ihtiyacım vardı ama hoşuma giden ve balkonda durduğunda peçeteleri uçurmayacak bir şeye ihtiyacım vardı.Metal ve hasırı objelerde sevdiğim için hemen aldım.Ben peçeteliğe bakarak mutlu oldum, eşimde benim o halime bakarak.Bazen ona ilginç geliyor benim böyle ufak şeylerle mutlu olmam.Genellikle erkekler pek ayrıntıyı sevmezlerya ondan sanırım.
« Önceki |